Ekonomik anlamda tamamen toprağa bağlıdır Haymana.
O nedenle yaşlılar için; “Bir ayağı çukurda, gözü toprağa bakıyor” falan deriz. Halbuki o yaşlı adam yılardır hep toprağa bakıyor, bir gün tutup sağa sola baksa, ensesine tokat yiyecek, önüne bakıyor ne yapsın.
Topraktan geldi, toprakla yaşadı, aşını işini toprak belledi, sonu yine toprak olacak. Yamalı şalvar, yırtık çarıkla kazandı ekmeğini.
Hayatı toprak olmuş. “Turizm şehriyiz falan” hep hikaye. Bakmayın sıcak suyu allayıp pulladığımıza. Bir yıl, dolu, kuraklık olsa, gözünün feri kaçmış Suriyelilerden daha perişan oluruz alimallah.
Önümüzdeki hafta Ziraat Odası seçimi var. Köylümüz başkanını seçecek. Kendine ait öz be öz başkanını.
Başkan adayları köylüden oy istiyor. En doğal hakları. Çıkmışlar meydana elbette anlatacaklar meramlarını.
Peki köylü ne istiyor başkanlarından?
Haymana köylüsü odasına kapanmış bir başkandan ziyade, o’nu köyünde, tarlasında ve kendisiyle omuz omuza görmek istiyor.
Haymana köylüsü artan gübre, mazot, tohum, ilaç fiyatlarında, başkanından bu zammı yapanların yakasına yapışmasını istiyor.
“Bu zammı yapanların ümmüğünü sıkacağız...” larla tamamladı ömrünü çiftçi, oysa bunca yıl sıkılan hep kendi ümmüğü oldu. İşte bu sıkılan ümmüğün değişmesini istiyor başkanından köylü.
Haymana köylüsü, başkanını her türlü doğal afetlerde kendisiyle ağlarken, bereketli yıllarda beraber gülerken görmek istiyor. Halayında, cenazesinde omuz omuza, tok gününde bulgur pilavına beraber kaşık sallarken, aç gününde soğan ekmeğine tuz banarken görmek istiyor. Kısacası sofrasında onunla diz kıran bir başkan istiyor.
Haymana köylüsü, hukuki mücadelesinde Ziraat Odasına bağlı bir avukat istiyor. İstiyor ki bürokrasiyi onun talimatları doğrultusunda aşsın. Açılmayan kapılar açılsın. İstiyor ki, önünde bir yol göstereni olsun. Yazan, çizen, konuşan dertleşen, Ankara’da hislerine ve kelimelerine tercüman, Haymana’da yoluna yoldaş arıyor.
İlçe Tarımı en etkin kullanacak bir başkan istiyor köylü. Ziraat Mühendislerini, veterinerleri oturdukları odadan çıkaracak, onları nadas yaparken, tohum ekerken, tarlasını biçerken, hayvanını güderken yapması gerekenleri anlatacak, bilimin ışığında aydınlatacak, onların aldıkları diplomaların duvarlarını süslemesini deği, bu idealde önlerine serilmesini istiyor. Kağıt parçasının üzerine alın teri dökülsün istiyor. Devlet okuttuysa onlar da, devletin köylüsüne önderlik etsin istiyor. Ziraat odası başkanından bu okumuş, yetişmiş, aydın insanların köylünün yardımına koşmalarını sağlamasını istiyor.
Haymana Köylüsü, itibarı seçimden seçime değil, yılın 365 günü görmek istiyor.
Haymana köylüsü, başkanından güler yüz, samimiyet, derdine derman olacak ağabey, kardeş, bir arkadaş bekliyor.
Kısacası köylü bir başkan değil, dost istiyor, kendini en iyi anlayacak..Bakalım adaylar köylüyü nasıl anlayacak?
SAYGILARIMLA
HAFTANIN SÖZÜ: “Ahiretten bahsedip, sürekli dünyalık edinen insanlardan korkun”
HAFTANIN HABERİ: “Dışarıdan kız almayız, dışarıya kız vermeyiz” denilen bir köyde, evlenecek kız kalmayınca, iki amcaoğlu sade bir törenle dünyaevine girdi.