
Uzun yıllardır köylerden kentlere doğru yaşanan kalabalık göçlere şahit olmaktayız. Bizim gibi imkanları kısıtlı olan bölgelerde şehirlere doğru genellikle iki türlü göçe şahit oluyoruz. Bunlar; irade ve zorunlu göç. Savaş, afet, siyasi baskı gibi örneklerin devamında olan göçe zorunlu göç diyebiliriz. İrade göçü ise bir kişinin kendi isteği ve kararıyla bulunduğu yerden başka bir yere taşınma durumudur. Köylerden kentlere göçler özellikle doğu bölgesinde kimi zaman zorunlu kimin zaman irade göçü etkili oldu. Ancak bizim ilçemizde açık ara irade göçü yaşanmış olmakta hatta yaşanmaya devam etmektedir. İş imkanlarının kısıtlı olduğu ilçemizden şehirlere doğru göç dalgası yaşanmaktadır. Sosyal yaşamın, imkanların ve pek çok istihdamın kısıtlı olduğu bölgemizde göç öncelikli tercih haline gelmektedir.
Son yıllarda mevcut hükümet tarafından kentlerden köylere doğru göçün olabilmesi adına adımlar atılıyor. Atılan adımlar yüksek oranda doğru gibi olsada sonuç itibariyle projeler sınıfta kalmaya devam edecek. Köylerin boşalmasının ana sebeplerinden birisi zorlu yaşam koşullarıdır. Pek çok köyde su, yol, eğitim, sağlık başta olmak üzere pek çok sorun var. Zorlu süreçler karşısında üretici karşılığını alamadığı için göç etmek zorunda kalıyor. Şehirde bir işçi 8 saat çalışırken, köyde hayvancılık yapan bir kişinin günlük çalışma saati 24 saattir. Her an hayvanlarına bakma durumu olduğu için 24 saat aktif çalışan kabul edilir. Gün gelir gece hiç uyuyamaz, gün gelir defalarca uyanıp hayvanının doğumunu kontrol etmesi gerekir. Binlerce zorluğun hepsini yazmak mümkün değil ancak hepimiz zorluklara hakimiz. E şimdi üretici bu kadar zorluğun üstüne bir de yüksek maliyeti eklese ne olur? Üretimi bırakır. Hükümetin hayvan ve kredi desteği gayet güzel. Ancak hepimiz iyi biliyoruz ki yıllarca bu kredileri adamı olanlar aldılar. Büyük oranda yine adamları olanlar hayvan alacak, destek alacaklar. Hükümetin destekleri doğru ancak kontrol mekanizması doğru olmadığı için sonuç hep yanlış hep fiyasko olacaktır. Özellikle Haymana gibi ilçelerde göçün sürekli olması, üretimin zayıflaması bile önemli bir gösterge. Hep hükümeti suçlamak olmaz bizlerde hükümet ile eş değerde suça sahibiz. Hangimiz çocuklarımızı eğitimli bir çoban ol, çiftçi ol, bakkalcı ol diye büyüttük? İlk okullarda hayalindeki meslek ne diye sorduklarında %99 doktor, hakim, öğretmen demeye devam ediyor. Bu hayali çocuklara kurduran bizleriz. Çocuklarımıza en başta bizler şehir yaşamını özendirdik. Sonrada belediyeler ve hükümetimiz köyleri modern hale getiremeyince doğal olarak insanlar şehirin hazır yaşamına doğru yolcu oldular. Köylere doğru göçü istiyorsanız öncelikle ulaşım, su ve eğitim sorunlarını çözün. Sonrada üreticinin yükünü hafifletin ki köye dönmenin biz cazibesi olsun. Sadece krediyle, teşvikle, hayvan ve tohum destekleriyle olacak iş değil. Ki olsaydı uzun yıllardır olurdu. Hep denedin hiç olmadı! Demekki çözümü bu değil!