
1 Eylül günü balık avı yasağı kalkıp balık avcılığı sezonu başlayınca denizciler “vira bismillah” diyerek denizlere açılınca bizler de dört gözle sofralarımıza gelecek balığı beklemeye başladık.
Her ne kadar bizler sadece denizlerde yaşadığını bilsek de, aslında balık narin bir hayvandır, her şeyden etkilenir. Özellikle mevsimin ve deniz suyunun çok soğuk veya sıcak olması, sofralara gelecek balık miktarını etkiler. Balığın az miktarda avlanılması sofralara gelecek balığın fiyatının artmasına, balığın çok miktarda avlanılması ise sofralara gelecek balığın fiyatının ucuzlamasına neden olur.
Bu sene, önceki senelerden farklı olarak denizlerimizde palamut bolluğu yaşandı.
Yaşanan bolluk nedeniyle halkımız ucuza palamut balığı yeme imkanına kavuşmuşken, bazı balıkçılardan “bolluk palamut balığının fiyatlarını çok düşürdü, bu nedenle palamut avlanmaya ara verilsin de balığın fiyatları yükselsin” şeklinde öneri getirenler oldu.
Yani sürümden kazanmayalım, 10 tane balık satacağımıza, 1 tane balık satalım aynı kârı elde edelim dediler.
Tüccarlarımızın sürümden kazanmak yerine az ticaret yapıp daha çok para kazanma sevdaları git gide başlarına bela olmaya başladı.
Örneğin, 100 turist ağırlayacağıma 10 turist ağırlarım yine aynı parayı kazanırım düşüncesindeki turizm işletmeleri, bu seneki yerli turistleri Yunanistan adalarına kaptırdılar.
Pahalı fiyat politikalarından vazgeçmeyen turizm firmaları, ülkemiz insanı neden paralarını yurtdışında harcıyor diye de serzenişte bulundular.
Bu sene Yunanistan adalarında gönlünce doya doya tatilini yapıp gelen yerli turist, hâlâ cebinde harcanacak parası kaldığını görünce, gelecek senenin tatilini de Yunanistan adalarında yapmanın planını yaptı.
Turizm işletmeleri sadece yerli turiste pahalı gelmiyor, artık yabancı turistlere de döviz bazında pahalı gelmeye başladı.
Yerli turistin yurt dışı seçenekleri kısıtlı olabilir, ama yabancı turistlerde dünya ülkeleri rakibimizdir ve başka ülkelere kaptıracağımız yabancı turisti geri Türkiye ye kazandırmak oldukça zordur.
Sürümden kazanmam ama aynı kârı elde ederim mantığı, zamanında Haymana’da da yaşanıyordu.
Bir zamanlar Haymana esnafı “Haymana’ya gelmesin” diyerekten kapı kapı gezip zincir marketleri Haymana’ya sokmak istemediler.
Hatta bir belediye başkanı da, “ben esnafın yanındayım, zincir marketleri Haymana’ya sokmayacağım” demişti.
Ama artık, zincir marketler, Haymana’nın dört bir köşesini sarmış durumda.
Bu devirde para kazanmak zordur ve tüketici de kraldır, alacağı ürünün en kalitelisini en ucuza almak ister. Bir de ürün almışken, hizmetin de kalitelisini ister.
Biz zamanında bunu yazdık, ama kimse sürümden kazanmak istemedi.
Durum bundan ibarettir.
Başka bir yazıda görüşmek üzere…