
Hemen hemen her nesil ‘’Coğrafya kaderdir’’ argümanını dile getirmiş hatta bu argümanın doğruluk oranının çok yüksek olduğuna kanaat getirmiştir. Bu argümandan yola çıkarak literatüre yeni bir sosyolojik argüman ekleyebiliriz.
“Coğrafya kederdir’’
Problemlerin bir türlü çözüme kavuşamadığı toplumlarda coğrafya kader değil kederdir. Yaşamlarının her salisesinde sorunlarla boğuşan insanlar ne coğrafyayla ne de kaderle ilgilenmez. Kederin gereksinimi olarak dünyada yer aldığı süre zarfını hastalıklarla mücadele ederek geçirir. Çünkü yoğun stres yaşayan bir bireyin sağlıklı olması olanaklı değildir. Kederin başlangıç noktası maddi zorluklarla küçük yaşlarda mücadele etmek zorunda kalmış çocukların zihinleridir. Hayallerin sınırsız, imkânların ise kısıtlı olduğu bir dönemde geleceğe dair umutlar yavaş yavaş kaybolmaya başlar. Olanakların yetersizliği çocukları yanlış yollara iter durur. Yırtık ayakkabısıyla okula gitmek zorunda kalan bir çocuk öncelikle hayatı değil evindeki babasını sorgular. Bir süre sonra kendince tavır alır ve ona ev ortamı bunaltıcı gelmeye başlar.
Uzak bölgelere bakmamıza hiç gerek yok. Sadece kendi bölgemiz üzerinden değerlendirmeler yapabiliriz. 2006 yılında Çaldağ İlkokulu’nda okurken pek çoğumuzda yırtık ayakkabılar, yamalı kıyafetler vardı. Ayrıca öğretmenlerin istekleri hiç bitmezdi. Öğretmenlerin araç gereçlerini alamadığımızda azar işitirdik. Sanki istenilen araç gereçleri keyfi almıyoruz gibi bir muamele görürdük. Aradan uzun yıllar geçti 2021 yılında Karapınar İlkokulu’nda, 2022-24 yıllarında ise İmam Hatip Lisesi’nde görev alırken benzer tablolara şahit oldum. Yaklaşık 20 yıllık süreçte keder anlamında hiç mi bir şey değişmez? Öğrencilerimizin ihtiyaçlarını karşılamak için mücadele eden hayırsever hemşerilerimiz var ancak maalesef yeterli gelmiyor.
Sosyal medya üzerinden kendi reklamlarını yapmak adına dünyanın öteki tarafına ısrarla yardımlarda bulunanlar var. Elbette oralara da mümkün olduğunca yardım etmek gerekiyor lakin burada gözümüzün önündekileri görmezden gelip uzak diyarlara yardım etmek ne kadar doğru? Öğrencilerimizin bütün ihtiyaçlarını karşılamamız gerekiyor ki düşünecekleri tek durum dersleri olsun. Hayatın her alanında eksik kalmış çocuklardan başarı bekliyoruz. Haliyle çok azı başarılı olabiliyor. Zaten okullarda maddiyat gerektirecek ürünlerin sürekli istenmesini hala anlamış değilim. Öğrencilerin birçoğu imkânsızlıklarla mücadele ederken onları utanç durumuna sokmaya ne gerek var.
Hem değerli öğretmenlerimizden, hem de hemşerilerimizden ricam o dur ki öğrencilerimizin tek derdi eğitim olsun. Buna göre hareket edelim. Kaybetmek değil kazanmak için uğraşalım. Belki bu coğrafyayı keder olmaktan kurtaramayız ama en azından bu küçücük bölgede bir şeyler yapabiliriz.