
Anız yangınları konusunda her fırsatta elimizden geldiğince üreticilerimizi bilgilendirmeye çalışıyoruz. Gerek burada yazdıklarımızla gerekse birebir çiftçi görüşmelerimizde anız yangınlarının ne kadar tehlikeli olduğunu anlatıyoruz. Ancak buna rağmen hala köylerde bazı üreticilerimizin anız yaktıklarını duyuyoruz. Özellikle bu anız yangınlarını duyunca ya da görünce bir ziraat mühendisi olarak üzülmemek elde değil. Çünkü anız yakmak tabiri caizse toprağın katli anlamına gelmektedir ve doğaya karşı işlenmiş bir cinayettir.
Yaşamın temel öğesi topraktır. Toprak; vatan, ormanları, çayır çimenleri, çiçekleri böcekleri, kuşları, yabani hayvanları, suları daha binlerce öğesiyle bir bütündür. Toprak sadece kum ve kilden oluşan bir yapı değildir. Toprağın üzerinde gezen birisi, ayağının altında milyonlarca canlının yaşadığını bilemez. Oysa toprağı toprak yapan içinde yaşayan canlılardır. Elinizle bir avuç toprak aldığınızda, bu bir avuç toprak içerisinde bile milyonlarca canlı bulunmaktadır. Torakta yaşayan bu canlıların hepsi tabiri caizse birer geri dönüşüm uzmanıdır. Toraktaki bitki artıklarını, ya da ölmüş hayvan ve böcekleri işleyerek bitki için çok önem taşıyan organik maddeye dönüştürmektedirler. Ancak anız yangınlarıyla ne yazık ki topraktaki bütün bu canlıları beraberinde yakıyoruz. Toprak canlılıktan çıkıp adeta ölü bir yapıya dönüşmekte ya da tabiri caizse çölleşmektedir.
Anız yakmak geleceğimizi ve bize emanet edilen en değerli varlığımız olan topraklarımızı öldürmektir. Anız yakılması esnasında toprakta sadece hasat sonrası kalan saplar ve kökler yanmıyor, aynı zamanda toprağın önemli biyolojik, fiziksel ve kimyasal özellikleri de anızla beraber yanmaktadır. Toprakta gözle göremediğimiz ve topraktaki artıkları parçalayıp organik maddeye dönüştüren milyonlarca böcek ve canlı bulunmaktadır. Toprakta bulunan bu böcek ve canlılar artıkları parçalayarak topraktaki organik madde miktarını artırmakta ve toprağı havalandırıp yumuşamasını sağlamaktadır. Anız yakarak toprağın içerisindeki milyonlarca canlıda yakılarak toprak cansız, çorak ve verimsiz bir hale dönüşmektedir.
Anız yangınlarının toprak yapısına verdiği zararın geri kazanılması uzun yıllar almaktadır. Topraktaki organik madde miktarı ne kadar çok olsa, toprağın su tutma özelliği de o kadar fazla olacaktır. Anız yakmak toprak içerisinde yaşayan canlıların ve topraktaki organik maddenin yok olmasına neden olur.
Anız yakma sonucunda toprakta faydalı halde bulunan humus yanarak toprağın su tutma özelliği azalır. Rüzgar ve su erozyonunu artıran anız yakımı, toprağın en verimli ve değerli tabakasının kaybına neden olur.
Anız yakılması ile topraktaki faydalı besin maddelerinden azotlu ve kükürtlü bileşikler yanarak gaz halinde havaya karışır. Fosfor, potasyum, kalsiyum, magnezyum ve birçok mikro besin elementi alınamaz hale gelir ve böylece toprakta verim kaybı yaşanır.
Anız yakma sonucunda doğanın dengesi bozulur ve hastalıklar daha da çoğalır. Sürdürülebilir tarım için anız yakmayalım, toprağımıza ve tüm canlılara sahip çıkalım. Bereketli ürünleriniz olsun.