
Son yıllarda iklim değişikliğinin tarım üzerindeki etkisi dünya genelinde sıkça konuşulmaya başlanıldı. Bütün dünyada konuşulmaya başlanan küresel ısınma ve tarım üzerindeki etkisi oldukça yıkıcı ve maliyetli olduğu bilinmektedir. Küresel ısınma ve iklim değişikliği global bir sorun olup bütün dünyada insanlığı ve gıdayı tehdit etmektedir. İklim değişikliğinin etkisi ile oluşan doğal afetler özellikle; seller, fırtınalar, dolu yağışı, kuraklık, sıcak hava dalgaları gibi aşırı hava olayları tarımsal üretime ve hayvancılığa büyük zararlar vermeye başladığı bilinmektedir.
Ülkemizde son yıllarda etkisini daha çok hissettiren iklim değişikliği tarımsal üretim ve üreticiler için ciddi bir tehdit unsurudur. Üstü açık bir fabrika konumunda olan tarımsal üretim iklim faktörlerinden ve doğal afetlerden doğrudan etkilenebilmekte ve büyük oranda gıda kayıplarına sebebiyet verebilmektedir. Son zamanlarda neredeyse her sene yaşanan doğal afetler üreticileri büyük zarara uğrattığını hepimiz görüyoruz. Dolu, don, fırtına, hortum, yangın ve kuraklık gibi iklim faktörleri tarımsal üretim için büyük bir tehlike olup ve gıdayı dolayısıyla insanlığı önümüzdeki yıllarda daha çok etkilemeye devam edecektir. Değişen iklimsel faktörlere karşı üretmek her geçen gün daha da zor bir hal alacaktır. Çünkü doğal afetler her geçen gün etkisini daha sert bir şekilde hissettirmektedir. Örneğin haziran aylarında meydana gelen dolu yağışları çiftçinin bin bir emekle yetiştirdiği buğdayını veya mahsulünü bir dakikada yok ederek üreticilerimizi büyük zarara uğratabilmektedir.
İklim değişikliğin bilincine varıp ona göre önlem almak doğru bir politika olacaktır. Ülkemizde neredeyse her sene bölgesel olarak büyük iklimsel afetler yaşanmaktadır. Özellikle meydana gelen dolu yağışları tarımsal üretimi ve gıdayı tehdit etmeye devam etmektedir. Açık alanda üretim giderek zor bil hal almaktadır. Bazı yıllarda ülke genelinde yaşanan kuraklık değişen iklim faktörlerinin en çarpıcı örneğidir. Ülke genelinde neredeyse bütün çiftçilerimizi etkileyen kuraklıklar, başta buğday olmak üzere bütün ürünlerde ciddi bir verim düşüklüğüne neden olmaktadır. Bu kuraklıklar buğday rekoltesinde büyük düşüşlerin oluşmasına sebebiyet vermektedir ve bunun sonucunda milyonlarca ton buğday dışarıdan ithal edilmektedir. Ekmek başta olmak üzere un, yem, makarna ve tarıma dayalı birçok üründe rekor fiyat artışları olmaktadır.
Gelişmiş ülkeler bu konuda bazı önlemler alabiliyor olsa da az gelişmiş ülkelerdeki çiftçiler geleneksel yöntemleri kullanmaya devam ettikleri için ülkelerindeki iklimsel değişikliklere karşı savunmasız kalıyorlar. Ülkemizde açık alanda yapılan tarımsal üretim her zaman iklimsel tehdit altındadır. Bu edenle Akdeniz bölgesinde tarımsal üretimim büyük bir miktarı seracılık vasıtasıyla yapılmaktadır. Sera tabi iklim faktörlerinden daha az etkilenebilecek yapıdadır. Bundan dolayı özellikle Antalya ve Mersin olmak üzere Akdeniz Bölgesinin büyük bir çoğunluğu sera yoluyla üretime devam etmektedir. Ancak bu şekilde iklim faktörlerine karşı üretim yapabilmektedirler. Önümüzdeki yıllarda özellikle örtü altı üretim, ülkemizin her bölgesinde daha da yaygınlaşacaktır. Değişen iklim şartlarına bağlı olarak açık alanda üretim yapmak oldukça zor bir hal alacaktır. Kanaatimce buğdayın bile örtü altında yani seralarda yetiştirildiği zamanlar gelecektir. Bereketli ürünleriniz olsun.