HAYMANA GAZETESİ
Haymananın İlk ve Tek Siyasi Bağımsız Gazetesi
Yavuz ÇİFÇİ

HA’’AVAM’’ SINIFI

26/04/2013

 

Bugün 23 Nisan; Ama bazen buruluyor işte insan… Anılar peydah oluveriyor.
Bir tesadüf gibiydi o zamanlar. Hala aynı mı? Bilmiyorum. Mesela “A” sınıfında olanlar; İngilizlerin Lordlar kamarası, “B” sınıfında olanlar; Avam kamarası gibiydi. “Jaleler, Berkeler, Tuğçeler” genelde “A” sınıfında, “Osmanlar, Ümmügülsümler, Mehmetler” de genelde “B” sınıfında. 
Amir, kodaman çocuklarının birleştiği bu “Lord’lar” sınıfına karşı, köyden gelen, ya da buradaki ortadirek vatandaşın çocuklarına karşı varolma mücadelesi. Elindeki tüm imkanlarımızı zorlasak da “idrar” yarışında elbette hep kulvar farkına takılmalar kaçınılmazdı. Misal JALE’lerin yirmiküsür renkten oluşan suluboya takımına karşı, bizim pazardan binbir pazarlıkla aldığımız altı’lı kuruboya kalemiyle yaptığımız resmin mücadelesi nasıl olabilir ki? Olamıyordu da netekim. Tuğçe’lere söylenen; “Bir daha ki sefere çalışır yaparsın yavrucuğum” lafı, bize söylenen; “otur dangalak” lafını herzaman döverdi.  
Tek birleştiğimiz ortak eğlence, okulun arka bahçesinde yaptığımız maçlardı. Soğukkuyulara karşı, “adidas”ların mücadelesi.  O da ne zaman okulun camı kırılsa, CAN kırığı olarak gösterir di kendini. Müdürün “ödeyin bakalım camı” narasıyla titrerdik. Koca cam, kimbilir kaç para? Bizim delik ceplerimizde meteliğin maçına karşılık, BERKE’nin dolar kuruyla payına düşeni “şaak’’ diye ödemesiyle, o cam kırıkları ciğerlerimize batardı adeta.  
Her ne kadar hademelerimiz hafiften Adile NAŞİT’i andırsa da, müdürlerimiz hiçbirzaman Münir ÖZKUL değil di. Ve cam kırığının oluşturduğu ceza bize; “çık odana,  odandan çıkma cezalısın”dan çok, eşek sudan gelinceye kadar dayaktı. Ve o eşek sudan bir türlü gelmezdi.
O zamanlar 23 Nisan da falan; temsili olarak bir günlüğüne belediye başkanı, ya da kaymakam oluyormuydu çocuklar acaba? Biz hiç bilmiyorduk. Büyüyünce TV’lerde gördük. Oluyorsa da bizim haberimiz olmuyordu. Hani olmaz da oldu diyelim, bizden birisini seçtiklerinde o makama otururken, yamalı pantolonu nasıl örterdik ki? Düğünlere, bayramlara sakladığımız bir pantolonumuz vardı yamalı olmayan. Onu da böyle özel bir günde giymeye kalksak naftalin kokusu burun direklerini kırar, daha temsili başkanken bir “demeç’’ veremeden yaka paça atılırdık makamdan mutlaka.  
O zamanlar bizim tek zırhımız, Ajdalarla, Berkelerle birlikte giydiğimiz ve bizi herşeye rağmen eşit kılan “siyah önlük, beyaz yakamız”dı. O giyimler içinde kendimizi eşit görür, nimetten sayardık. Aynıydık işte. Okul saatleri içinde hep birdik, hep eşittik. Evlere dağılıpta, soğan ekmek yiyenlerle, salam sucuk yiyenler ayrılsa da, 3-5 saatliğine herkes aynı havayı soluyor, aynı SİYAH’lığı yaşıyordu ya, gerisi çocukluk ayrıntısına giremezdi.
Gün oldu devran döndü, o zamanın “BEBE”leri çoluk çocuk sahibi oldu. Okullardaki bu tek ortak nokta, tek-tip giyim de bir ara tarih oldu. Erkek çocuklar da “Janjanlı” pantolon, ceket isterim, kız çocuklar da “Off…. bugün ne giysem, dünkü giydiğimi giysem AJDA’ya rezil olurum” derdi oluşmuştu.  Maddi boyutunun çilesi de biz velilere kalmıştı. 
Zaten parası olan alıyor çocuğunu “en paralı’’ nerede ise orada okutuyor. Ama devlet okullarında bu kıyafet ayrıştırmasına, seçiciliğine girmenin mantığı ne idi? Zaten yılda bir defa alınan kıyafet bile aile bütçelerinde KOCAMAN, onarılmaz delikler açarken, daha ağzı süt kokan çocukları bu ekonomik dalavere deki rollere sokmaya ne gerek vardı. Eski Milli Eğitim bakanının bir saçmalığıydı bu, yeni Milli Eğitim Bakanı da bir son verdi bu saçmalığa.
Ciddi bir meseledir Milli Eğitim. Bir bakanın şahsi oyuncağı veya kendi farkındalığı adına türlü rollere sokmanın ne gereği var çocuklarımızı. Bazen tez dönülmesi şimdilik kârımız gibi görünüyor. Ama bundan sonra gelenlerin ne tür “şapkadan tavşan çıkarma’’ oyunları oynayacağını kim bilebilir ki? Değişmiştir umarım bazı zihniyetler. Ama değişmemesi, daha çok sahip çıkılması gerekenler de var tabii... Milli bayramların ve milli olan herşeyimizin altının boşaltıldığı bu günlerde yeni neslin bunlara sahip çıkacağını ümit ediyorum...
SAYGILARIMLA.
"HA’’AVAM’’ SINIFI" KÖŞE YAZISI YORUMLARI
Geçmişe gittim
Bu yazınızla geçmişe bende bir yolculuk yaptım sayende. Dediğin gibi tek tip kıyafet siyasi bir amaç uğruna kaldırıldı, tepkilerle tekrar geri alındı. Çokta iyi oldu. Soğan sarımsak yiyenle salam sucuk yiyen bari okulunda eşit olsun. Başarılı ve esprili bir yazı ama herşeyiyle doğru bir yazı. Zevkle okuduğum bir yazar arkadaşsın. İnşallah daha güzel yazılarını okumak nasip olur.
Şükrü A.  
26/Nisan/2013 20:32:18
doğru bir yaklaşım
farklı kıyafet uygulaması sosyal eşitlik ilkesini zedeler...sizin fikirlernize katılıyorm,görüşlerniz için thanks...istanbuldn tüm haymnya selmlar...
şahmat   sahmat06yesilkoy@hotmail.com
26/Nisan/2013 20:35:27
Haymanalı
Sevgili kardesim bu yazına ve fikrine katılmıyorum. Sana soruyorum okulda sadece önlükmü giyiyorduk. Ayakkabılar ,kalemlikler çantalar gocuklar parkeler eşofmanlar tokalar coraplar mendiller ütülü terzi dikmesi özel kumaşlı önlükler birde naylon güneşte zeki mürenin ceketi gibi parlayan ucuz onlukler yokmu idi. Bence zengin fakir sadece önlük giyince aynılaşmıyordu fark bir önlüklede kapanmiyordu ve kapanmayacakta . Hal böyle olunca bencede önlük forma extra masraf sayılır . Geçen sene 85 liraya aldım bence boşa gitti çocuğum okuldan sonra arkadaşları ile nasıl kendi kıyafeti ile oynuyorsa okuldada okuyabilir bende 85 liraya hem okulda hem carsida giyebileceği elbise alirim. Saygılarımla
Haymanalı  
26/Nisan/2013 00:13:06
harikasın
Yine döktürmüşsün arkadaşım kalemine ve yüreğine sağlık.Maalesef sistem aynı.Birlik olma ve milli değerlerimizi koruma zamanı.Birşeyleri düzeltmeye önce kendimizden başlarsak herşey çok güzel olacak.sevgiyle kalın
gülenay  
29/Nisan/2013 00:08:51
BASIN İLAN KURUMU İLANLARI
GAZETEMİZ YAZARLARI
01-05-2026
Seyfullah YÜCEL
01-05-2026
Ramazan DOĞAN
01-05-2026
Umit KANCA
03-04-2026
Yavuz ÇİFÇİ