
Bazı işler vardır, şatafatlı açılış törenlerine konu olmaz. Dev billboardlarda boy boy fotoğraflarla anlatılmaz. Ama o sessiz sedasız atılan adımlar, bir şehrin kılcal damarlarına kadar sirayet eden en büyük hizmettir. İşte Levent Koç’un belediye iştiraklerindeki işçiler için ilk icraat olarak hayata geçirdiği "tam ve zamanında maaş" uygulaması, tam da böyle bir mesele.
Bugün sofrasında "yağlı ballı pasta börek" eksik olmayanlar; akşam eve elinde bir poşet ekmekle dönmenin, o ekmeği çocuklarına başı dik bir şekilde paylaştırmanın ulvi manasını anlamakta zorlanabilirler. Oysa hayatın gerçek yükünü omuzlayan emekçi için ay sonunun gelmesi değil, o maaşın vaktinde, hatta belkide memleket belediyelerinde ilk olan, bir gün önceden hesaba düşmesi demek; huzur demektir, onur demektir.
Bu konu sadece o işçinin evinde kaynayan tencereyi ilgilendirmiyor. Bu, bir ilçenin topyekün ekonomik sağlığıdır. Belediye işçisi maaşını tam ve vaktinde alınca ne olur?
Gider mahalle bakkalına borcunu öder.
Kasabından etini, manavından alışverişini yapar.
Çocuğunun ayakkabısını o gün değiştirir.
Yani o maaş, sadece bir rakam değildir; ilçenin esnafına, küçük işletmesine ve ticaretine can suyu veren bir enerjidir. Belediye, bu ödeme disipliniyle yerel ekonominin dişlilerine taze yağ sürmüş oluyor. Dişliler takılmadan dönüyor, çarklar işliyor.
Bir yönetici için "en büyük proje" nedir diye sorsalar; beton yığınlarını değil, çalışanın hakkını kutsal sayan bu anlayışı ilk sıralara yazarım. Levent Koç, maaşları bir gün önceden ödeyerek aslında şunu diyor: "Nasırlı ellerin emeğine saygı duyuyorum, emekçinin huzuru bu ilçenin de huzurudur."
Haymanalı ücretine "mayış" der. O mayışı alıp huzurlu olan işçi, sahada daha şevkle çalışır. İşçi çalışınca şehir güzelleşir. Şehir güzelleşince esnafın yüzü güler. İşte "dinamik ve sağlıklı ekonomi" dediğimiz şey, tam olarak bu zincirin kopmamasından ibarettir.
O mayış asla mayıştırmaz işçiyi. İşine daha dört elle sarılır, başı daha dik ve mağrur gezer sokakta.
Bu şehre verilen en büyük enerji, insanın emeğine verilen değerdir. Ne mutlu o değeri bilenlere ve o değeri yaşatanlara...