
Ekonomik olarak sırtımızdaki kambur katmerlenince, “İtibardan tasarruf olmaz” telafuzumuz kemerlere birkaç delik daha açmaya evriliverdi.
Aslında olması gereken taa yıllar öncesinden buydu. Fakat biz çekirdek aileden tutta en tepeye biraz şatafatı severiz. Kendimiz için yaşamaktan ziyade “Elalem nasıl para yenirmiş görsün” depdebesiyle keseriz etrafta bize bakan gözleri.
Sonunda gösterişli paltomuzun içindeki yamalı mintan açığa çıkınca “Tasarruf edilecek...et” emrivakisi geldi.
Çokta iyi oldu. Oldum olası kıytırık makam sahiplerinin dahi makam araçları ile fink atmalarına karşıydım, hepte karşı olacağım.
Olay sadece tasarruftan ibaret değil. İşin psikolojisi de var, hizmet boyutu da. “Ayranı yok içmeye, tahterevanla gider abdest bozmaya” en sevdiğim atasözlerindedir.
Özellikle yerel yöneticilerin yerli yersiz makam aracı kullanması tam bir saçmalıktır. İşin “mazot yakıyor oğlum bu” boyutunu geçiyorum hızlıca. Halkın seçtiği, halkın seviyesine inerek birşeyleri yakınen görmek istiyorsa, halkın içine de taban teperek gitmeli.
Belediye binası Haymana merkezin en uzak yerine taş patlasa 1 km. İşte o mesafeye araçla değil, halk tabiriyle tabanvayla gitmek demek ilçenin iç çamaşırını en net görmek demektir.
Yolda gördüğün vatandaşla iki çift laf etmek, karşılaştığın bir yaşlının sakalını sıvazlayıp elini öpmek, kapısının eşiğinde komşusu ile iki dedikodunun belini kıran ev hanımlarının hatırını sormak, gönlünü almak, mahalle aralarında top tekmeleyen çocukların başını okşamak, bir fabrika yapmak kadar hizmettir. Yerine göre ortalığı kaplayan katran karası asfalt dökmek kadar evladır yerine göre.
Televizyonlarda görüyoruz bu aralar. Makam odaları yapmışlar bizi yönetenler. Altın varaklı, çift tuvaletli, jakuzili, masallardaki krallara layık mekanlar. Sorsan “Orası halkın” lafı da hazır. Duyan da zanneder ki “Yöneticiyi ziyarete gelen halk hemen jakuziye alınıyor, emre amade tellaklar sırtını keseleyip, “buyur ey halkım bizden ne talep ediyorsun” muamelesi yapılıyor.
Onlarca eskort aracı, korumalar, bürokratlar, görevlilerle geçen aracı sayamıyorsun. Adı ne “Biz halka gidiyoruz”
Halka dert dinlemeye mi gidiliyor, harbe mi? anlayan yok. İşte Başkan Yavaş’ın neden Türkiye’de rekor oyla başkan seçildiğinin bir cevabı da bu. Sadece iki araç ve birkaç kişi ile geldi toplantılara. “Ne koruması. Ben halktan neden korunayım?” felsefesi Yavaş’ı halkın gözünde itibarlı kılan nedenlerden biriydi. Demek ki itibardan tasarruf edilerekte pekala itibarın dikalası elde edilebiliyormuş.
Avrupa’nın liderleri metro ile, bisikletle toplum içine karışıyor. Ekonomileri de ballı kaymak. Bizim bu şımarıklığımızın adını ne koyalım o zaman?
Neticelersek... devletimizin “Tasarruf” kararı para puldan kısmak kadar halkın her zerresine nüfuz edebilmek adına da çok önemli.
Toplumla içli dışlı olunarak kaynaşmak ve akabinde mayalanmak gerekir. Bunun zehri o kahrolası camı filmli araçlar, etraftaki etten duvarlardır. “Ne oldum delisi” sanrıları işte böyle başlıyor.
Başka yerler ne yapar, nasıl yapar bilmiyorum. Ama biz Haymana olarak bunu en makbul, en makul şekilde yapalım. Başkan Koç ve diğer amir, müdürler... haydin halk sizi bekliyor. Ama yalınayak.. bilesiniz.